1 MAYIS MARÅžI

By PoLoNia on Çarşamba, Temmuz 1, 2009
Filled Under: MarÅŸlar


1 MAYIS MARÅžI
Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
Yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Vermeyin insana izin kanması ve susması için
Hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler

1 Mayıs 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
Halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
Devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider

Ah Ulan Rıza

By PoLoNia on Çarşamba, Temmuz 1, 2009
Filled Under: Åžiir


AH ULAN RIZA

Neden halâ gelmedi, yoksa
Saati mi şaşırdı hıyar?
Gerçi hiç saati olmadı ama
En azından birine sorar.

Cebimde bir lira desen yok,
Madara olduk meyhaneye!
Ah eÅŸÅŸek kafam benim,
Nasıl da güvendim bu hergeleye!

Gelse, balığa çıkacaktık,
Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.
Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp
Enteresan hayâllere dalacaktık.

Bu sandalı geçen hafta denk getirip
Çalıntıdan düşürdük.
Arkadaşlar ısrar etti,
Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

Saat sekizde gelecekti,
Bana birkaç milyon borç verecekti.
Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
Onun peÅŸinden mi gitti?

Eğer öyleyse yandık,
Gudubet gene yaptı yapacağını!
Geçen sene de merdivenden itip
Kırmıştı Rıza’nın bacağını.

Abi, kadında boy şu kadar;
Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak!
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
Ya horlarken Rıza’yı boÄŸacak!

Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama,
Ben olsam, vallahi baÅŸ edemem!..
Hele beÅŸ tane velet var ki boy-boy,
Allah’tan düşmanıma dilemem!

Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
Herkesin suyuna gider.
Yoksa, kalıba vursan hani,
Tek başına on tane adam eder!

Bir keresinde, hiç unutmam
Üç-beş zibidi haraca dadandı;
Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneye kadar kovaladı!

Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
Aynı kafadaydık.
Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,
Biz, başka havadaydık.

Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık.
Fener’in her maçına iddialaşıp
Millete az mı yemek ısmarladık!..

Bir tek askerde ayrıldık,
Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
Döner dönmez evlendirdiler,
En büyük salaklığı da bu oldu!..

Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
Hep tek tabanca gezdim.
Benim beÄŸendiÄŸimi anam istemedi,
Onun gösterdiğini ben sevmedim.

Neyse, bunlar derin mevzu…
Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.
Ufaktan yol alayım
Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek!..

Gittim, vurup kafayı yattım;
Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.
Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
Hastaneye kavuÅŸmadan can verdiÄŸini!..

Vay be Rıza!..
Sonunda sen de düşüp gittin Azrail’in peÅŸine!
Dün, boşuna günahını almışım,
Ne olur, kızma bu kardeşine!

Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
Ne kolay söylediler!
Sanki dev bir taş ocağını
Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

Ah dostum… o kocaman gövdene
O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
O zalim tabutun tahtalarını
Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

Yani sen ÅŸimdi gittin, yani yoksun,
Yani bir daha olmayacak mısın?
Yani bir daha borç vermeyecek,
Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

Peki, beni kim kızdıracak,
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
Peki, beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?

Ulan Rıza… ne hayâllerimiz vardı oysa,
Ne acayip ÅŸeyler yapacaktık…
Totoyu bulunca dükkân açacak,
Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.

Talih yüzümüze gülecekti be!..
Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.
Hafta sonu iki yavru kapıp
Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

Ah ulan Rıza… bu mahallenin,
Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?
Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
Benim en kıral arkadaşımdın!..

Ah ulan Rıza… ben ÅŸimdi,
Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
Senden ayrılacağımı sanma,
Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim!..

Yusuf HAYALOÄžLU

İhtilal – Bir Ben Miyim

By PoLoNia on Çarşamba, Temmuz 1, 2009
Filled Under: Mp3-Muzik

Bir benmiyim itilen hayattan beklentisiz köşelerde Yolumun baharında Rabbim al beni Cennetine.

Garez :

Sona yaklaştım gibi geliyor, herşey bir anda bitebiliyor, Sonsuz sanılan mutluksa bak bir anda mum gibi sönebiliyor, gördüğünü sanıp gerçekleri yaşayıp dur Sen yalanlarınla, Farkına varamadan en dibe batmış yaslan bir geminin kaptanına, Anlam veremedim halime nefes almak bile zorlaşır oldu dermanım yok derdime yalnızlık tek sırdaşım oldu en başa döndüm birden herşeyi bırakıp gitmek varken yorldum artık yaşamıyorum ve olmuyor artık yapamıyorum kırılan kalbime çarede yok verile sözler tuttulmayınca bomboş bir güne adım attım kaldım gene bak tek başıma kimseye güvenemez oldum neden herkes bu kadar sahte kendi kendime hep sorar oldum neden her yüzede bir maske geride kalanlara kapıları kapadım herkesi kendime dost sandım yüzüme gülenlerin hepsine kandım herşey boşmuş geç anladım derdim kederim biter elbet düzelecek herşey yüreğim sabret farzet herşey yokmuş gibi farz et herşey boşmuş gibi.

Bir benmiyim itilen hayattan beklentisiz köşelerde Yolumun baharında Rabbim al beni Cennetine.

KaraKaplan::

Öyle bir an gelirki öldürmenin safındayım gitmekle kalmak arasındaki çizgi yanındayım açgözlüğün kalleşliğin yeşerdiği bu yerde bir avuç yarenle bunca yıl ayaktayım şafaklar atarken ömrümün baharında al bu can senin Rabbim yollarında batan güneşle söndürüldü umutlarım şakağımda dayalı silah son kurşunda neydi bizi bu hale getiren yanlışlar yalandır belki inandığımız doğrular çıkar içinmiş kurulan tüm dostluklar ALLAH ınızdan bulun kitapsız yavşaklar! Dar ağcına bağlarız bize ihanet edeni çökertmek kolaymı lan dağ gibi ailemizi yağlı ilmik boyunlara sislli bir gece vakti sandalyelere bir tekme görsünler cehennemi.

Bir benmiyim itilen hayattan beklentisiz köşelerde Yolumun baharında Rabbim al beni Cennetine.

Hayki::

Anlamsızlık güzel şey bazen anlamakta bana acı verebiliyor sırtını dönüp giden dostlar var suratsızca sana geri dönebiliryor ama benim için artık hiç kimsenin hiç birşeyin hiçbir önemi yok vede şunu biliyorum ki duygularm günden güne dahada köreliyor büsbütün herşeye küskünüm artık örtün hayallerin üstünü külüstür bu kalp öksürür hergün kapansa da olur gözlerim yalandı belki verilen tüm sözler bunu ben bile bile dinledim ama arkadaşlara düştüğün anda mı sana gerçek yüzü gösterir bana hiçbirşey sormayın sadece bağırmak istiyorum bide mümkünse beni yok sayın çünkü ben bile kendimi yok sayıyorum gecenin bi vakti ayaktayım gene manyak gibi durmadan yazıyorum acaba sorsam cevap gelir mi sence ben neden Rap yapıyorum ? İşte bu yüzden den dostum kendimi sana anlatabilmek için işte bu yüzden dostum kendimi bana anlatabilmek için işte bu yüzden dostum kendimi onlara anlatabilmek için Ve bu yüzden dostum ayakta durmam için.

Bir benmiyim itilen hayattan beklentisiz köşelerde Yolumun baharında Rabbim al beni Cennetine………

Ben Deliyim

By PoLoNia on Pazar, Haziran 28, 2009
Filled Under: Åžiir



Ben deliyim…
Yorgun ve yalnızım kaldırımlara misafirim…
Gecenin gözleri üzerimde.
Denizin ortasında küçük bir
adayım, yüzme bilmem…

Yüreğimi bir yere bırakmışım, bıraktığım yerden çok uzaklardayım. Kapıları kapatmışım üstüme,
sürgüleri beynime çekmişim.
Hey
sabreden derviş banada sabretmeyi öğretsene.
Ben deliyim, ama çok şey bilirim.
Renkler ve zevkler hiçbir şey ifade etmez bana…
Sonların başladığı yerden, başlangıçların son bulduğu yere gidiyorum.
Kara bir tren gibiyim yani, bir istasyondan bir
istasyona, hep aynı raylar üzerindeyim…

Ben deliyim…
Yağmurun yağması benim için romantik değildir,
ben kurşun yağmurlarını bilirim.
Benim güneşim batmaz,
dünyam dönmez,
ayım hep mehtap halindedir,
rüzgârlarım doğudan eser…
Kadehime doldurduğum hüzünle sarhoş olurum,

mezem ise bir dilim umut…
Ezbere bilirim yaşamayı,
yaşarken savaşmayı…

Ben deliyim…
Benim mevsimim değişmez sadece bahardır,
kuşlardan sadece güvercini bilirim,
yüreğim kanatlarıyla beraber çarpar.
İnsanlardan yalnız çocukları severim,

onları da büyüyünceye kadar..

Ben deliyim…
Benim tanrım yoktur..
Bir çift göze bir güler yüze taparım..
bulmacaya benzerim..
kimi zaman soldan saÄŸa bir nota,
kimi zaman yukardan aşağıya eski mısırda bir tanrıyım…
Bağıra bağıra şarkılar söylerim,

sessiz sessiz şiirler yazarım.
BilmediÄŸim yerlerin,
tanımadığım kişilerin resimlerini çizerim.

Ben deliyim…
Kendimle sohbet eder,
kendi kendime gülerim.
Telefon kulübeleriyle kavga ederim.
Asfaltın siyahında kaybolup,

düşüncelere dalarım.
Çıkmaz sokaklarda kendimi ararım,
bir de güzel hayaller kurarım.
Sonra hayallerimle beraber suya düşerim.

Ben deliyim…
Çayım sekiz şekerlidir,
sigara üstüne sigara yakarım.
Parayı sevmem ama para için çalışırım.

Çalışırken annemi düşünürüm ağlarım..
Alnımın teri gözyaşlarıma karışır…
Babamın otobüsüyle geçmişe yolculuk yaparım..
Ninemin masallarıyla ,
annemin radyodan ezberlediği sanat müziği şarkılarını hiç bıkmadan defalarca dinlerim..
Dört yaşında aşık olduğumu,
ablamla vardiyalı kullandığımız çadır bezinden çantayla okula başladığımı görürüm..
sonra babamın
başımı hiç dayamadığım omuzlarında uykuya dalarım..

Rüyalar görürüm uyandığımda hiçbirini hatırlayamadığım…

Ben deliyim…
Güzel bir yaşam benim için anlam taşımaz,
ben köyleri ve yürekleri yakılmış insanlar görürüm.
kimsenin düşmanı değilim kimseye dost olmadım..
Ben yabancıyım bana..
söyleyemediğim düşüncelerim vardır..
her akşam ayrı bir meydanda

atatürk heykelinin karşısında,
olmayan aklımı darağacına asar ipini çekerim….

Ben deliyim..
Ben buralara ait deÄŸilim.
Dağları sırt sırta vermiş bir ülkem,
surlarla çevrili bir şehrim,
on ikiden sonra volta attığım caddelerim
kızıl sakallı bir dayım birde sarı saçlı yarim var benim..

Ben deliyim…
Çizilmiş sınırları reddetmişim.
ben Hakkaride düşen çığ,
Şırnakta kömür yatağıyım,
Eskişehirde tabut hücre
Nevşehirde pari bacalarıyım..
MaraÅŸta katliam
Marmariste orman yangınıyım.

Tuncelide ozanların sazı
Erzurum yaylasında çoban kavalıyım
Diyarbakırlı yedi kardeş burcu
Derikte zeytin ağacıyım
Almanyada yıkılmış bir duvar
Amerikada bağımsızlık heykeliyim
Fransada yıllanmış bir şarap
İngilterede özgürlük meydanıyım
Somalide aç bir çocuk

Hollandada bir gram kokainim,
Irakta mülteci kampı
İran da rejim muhalifi bir demokratım,
Brezilyada görkemli bir festival,
Suriye ile Lübnan arasında beka vadisiyim
Kürdistanda teslim ol çağrılarına ateşle karşılık veren bir militanım sırtımdan vurulmuşum bedenim dört parça..
direniÅŸ koltuk deÄŸneÄŸim..
alnımdaki üç renkli bayrağı göğsümün kafesinde özgürlük türküsü öten yaralı kuşla dalgalandırırım..
Ölüm kurşun olup yağar üstüme,

binlerce kez öldürülmüş ama ölmemişim.
ben sıratın cambazı,
doÄŸal bir felaket,
sosyal bir belayım..
ben deliyim..

Duygularım hep sansüre uğramış,
bir fahişenin hayatı gibi yalancıdır gözyaşlarım…
iplerim inceldiÄŸi yerden koptu kopacak

Ve Ufacık bir bakış boğazımı düğümlendiririr.
kimi özlediğimi bilmeden hasretin en yoğun halini yaşarım.
ahh İçimden dağıtmak gelir,
dağıtamam ya,
kendimi dağıtırım.
Gözlerimin kahverengisi gitgide koyulaşır,
insanlarınki kankırmızılaşır.
Bakamam kimsenin yüzüne,
sevgiye muhtaç bir yavruya

dönerim…
Kalbim titrer,
ben deliyim..
susturucu takılmış bir silah,
saati durmuş bir bombayım..
haykırırım ama duyuramam sesimi…
Yine de sardığım tütünde,
yaktığım cigarada bulurum
mutluluğu…

dumanı sehrimin üstüne iner efkarım ağlamamaya yemin etmiş gözlerim,
Ben deliyim..
Unutulmuş bir hatıra
Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim
çorbama kinimi doğrar,
öfkemi kaşıklarım.
Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından,
başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı civileyip gökyüzüne seni seyrederim,
sonra bir bidon gökkuşağı döküp üstüne yakarım seni

külünle birlikte zamana savrulurum.
Ben deliyim…
Zülfüm her gece ihanetler rıhtımında ciğerinin üzerinde sevdasını kurşuna dizer..
geceyi ikiye bölerim bir parcasına gece yarısı derim
öbür parçasına yürek yarısı..
Şafaktansa bir parca aydınlık koparıp ekmeğime sürer.
üstüne demli bir kuş cıvıltısı içerim..
sonra hayatın adını yalan koyarım…

Ben yüreklerde ünlem,
Kafalarda soru iÅŸaretiyim.
Ben deliyim…
Bağrı taşlarla dolu bir toprak parçasıyım.
Bir uçtan bir uca kurumuşum.
Karınca yuvaları ve ayak izleriyle süslüdür tenim…
Kar yağar üşür,
güneş vurur kavrulurum.

Kimisi tükürür, kimisi öper;
tükürene mezar, öpene lalezâr olurum..

Ben nehirlerin yatağı,
Dağların mekanı,
Şeytanın babasıyım..
Ben deliyim…
MutluluÄŸu uzaktan seyrederken,
cebimde küçük umutlar biriktiririm,

gözlerimin kapının eşiğine duvardaki fotoğraflara takıldıgı saatlerde kendimi paramparca olmuslugun,
tükenmişliğin koynunda bulurum.
İşte o zaman hayat acı kahve tadı verir,
hep içime atarım,
ama,
kendimi içine atacak yer bulamam.
Anlamayana az gelirim,
anlayana çok…
Ne yarınlar birşey bekler benden,

Ne de ben birşey beklerim yarınlardan…